Projeler
ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPQRSŞTUÜVWXYZ
1920-291930-391940-491950-591960-691970-791980-891990-992000-092010-19
Arkiv > Projeler > Uludağ Üniversitesi Müzik Okulu Uygulanmış ProjeEngelli Erişimine Uygun TasarlanmıştırPDF versiyonuFavorilerinize EkleyinRapor EtArkadaşına GönderSayfayı Yazdır
Son güncelleme tarihi : 22/09/2008 15:12
Uludağ Üniversitesi Müzik Okulu
Künye
Tasarım EkibiÖzgür Ediz
Yıldız Çağlı
Selay Yurtkuran Tok
Levent Arıdağ
İşverenUludağ Üniversitesi Rektörlüğü
Adres
Uludağ Üniversitesi Kampüsü
Görükle
Bursa
Proje Tarihi2004 - 2004
Yapım Tarihi2004 - 2007
Arsa Alanı50.000 m2
Kapalı Alan3.500 m2
Proje TipiDiğer Eğitim Yapıları
Yapım TürüKarma
Proje YöneticisiBilinmiyor Unknown
Açıklama
Uludağ üniversitesi, Görükle Kampüsü'nde 2003 yılında tasarlanan “Sanat Fabrikası” projesi, Uludağ üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Konservatuar ve Eğitim Fakültesi'nin Resim ve Müzik Eğitimi Bölümleri'ni kapsamaktadır. Sanat Fabrikası olarak nitelendirilen tasarım, Uludağ üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nin Mudanya Yerleşmesinde kurulması kararıyla revize edilmiş ve farklı etaplarda ele alınması uygun görülmüştür. Söz konusu karar daha önceki “Sanat Fabrikası” projesini kaçınılmaz bir şekilde etkilemiştir. Böylelikle, Görükle Kampüsü'nde Eğitim Fakültesi'ne ait olan Müzik Eğitimi Bölümü, Resim Eğitimi Bölümü ile Konservatuar yapılarının yeni duruma göre tekrar ele alınarak tasarlanması söz konusu olmuştur.

İlk etapta Eğitim Fakültesi'ne bağlı olan Müzik Eğitimi Bölümü Binası'nın tasarlanması ve kısa dönemde inşaatının tamamlanmasına karar verilmiştir. 2003 yılında ortaya konulan ilk tasarımda yer alan “Sanat Fabrikası” kavramı, aynı arazide tasarlanan yeni projede de sürekliliğini korumuştur. Sanatın “zaman” ve üretildiği “mekan” bağlamında sürdürülebilir olması durumu, tasarımcıların daha önce kullandıkları “fabrika” kavramını sürdürme kararlarını direkt olarak etkilemiştir. “müzik”in temel sanatlar içinde en etkili dallardan biri olduğu gerçeğiyle birlikte, tasarım sonucunda ortaya çıkacak ürün olan binanın, “eğitim yapısı” olması, müziğin öğrenilen bir etkinlik olduğu gerçeğini açıkça ortaya koymaktadır. Eğitimin temelinde, özellikle de sanat eğitiminin temelinde yer alması gereken, “sürekli karşılıklı iletişim –etkileşim” yaklaşımının olması ihtiyacı, tasarımın şekilllenme sürecinde çok önemli bir ön kabul ve avantaj olarak görülmüştür.

Yapı içinde, sanat eğitiminin temelini oluşturması gereken, “sürekli karşılıklı iletişim –etkileşim” kavramı; sanatı üretenle, tüketen arasında da varlığını sürdürmelidir. Başka bir deyişle, tasarımın, Uludağ üniversitesi içindeki stratejik önemi, “nesnel” anlamda olduğu gibi, “tinsel” anlamda da geçerliliğini korumaktadır. Müzik Eğitimi Binası ve ikincil etapta tamamlanacak olan Resim Eğitimi Binası, yerleşmenin genelinde kullanıcı kitlesinin tümünü oluşturan “sanat üreticileri” durumundaki öğrenciler ve onların ürünleriyle olan etkileşimleri bağlamında çok büyük bir önem taşımaktadır. “Fabrika” kavramının temelindeki üretim anlayışı ve bu kavramın sürdürülmesindeki ısrar bu sebeptendir.


Bu bağlamda tasarlanan ve üç ana binadan (müzik eğitimi, resim eğitimi ve konservatuar) oluşan bu kurgu, aralarında büyük bir meydanı sararak kampüste yeni bir gelişim – etkileşim alanı oluşturur. Tüm yapılar kullanıcı ve üretici anlamında bu meydandan “beslenir”, ve bu meydana “bakarlar”. Tamamen yeşil bir topoğrafyada bulunan bölge, doğuda ve batıda fıstık çamları ile çevrilmiş durumdadır. Doğa, mevcut ızgara kampüs kurgusunu bu “fabrika” bölgesinde adeta bilinçi olarak durdurmuştur. Böylelikle, Eğitim fakültesi yönünden gelen ızgara örüntü bu doğrultuda gücünü kaybetmiştir. Bu güç kaybı proje sürecinde bir kazanç olarak yorumlanmış ve yeni kurgu, örüntüyü bozarak, ızgara “des axe” edilmiş, orman ve ormanın dış çizgisi dikkate alınarak onunla ilişki kurulmuştur. Yapının kitlesel kurgusu, yeşil ve “fraktal doğa”nın içinde öklidyen (Euclid) olan kendi güçlü geometrisi ile varlığını açıkça belirten “beyaz bir prizma”dan oluşur. “Beyaz bina”, iç mekanda kullanılan renkler ile armonik bir kurgu doğrultusunda canlılık kazanmıştır.

İlk tasarımda olduğu gibi müzik okulu, Antik Yunan kentinin kurgusunda önemli bir yeri olan “stoa” kavramını temel alarak oluşturulmuştur. Stoa, Antik Yunan'da sosyal yaşam ve sanatın merkezi olan “agora”nın yarı kapalı (üstü – arkası ve yanları kapalı önü açık) bir uzantısıdır. Lineer olarak gelişen stoa, bu özelliğiyle agora çevresinde gelişen diğer yapıları da (tapınaklar, meclis binası vb…) birbirine bağlayan ya da ayıran bir sokak gibi de işlev görür. Böylece “Total Mekan” yaklaşımı ile bütünleşen mekanlar birbirleri arasında köprüler ve koridorlarla “etkileşim arayüzleri” olarak ortaya çıkar ve “optik -simultane iletişim”i güçlendirir. Bahsedilen “optik - simultane iletişim” projenin başlangıcında güçlü kabul edilen ve sanat eğitiminin temelini oluşturması gereken “sürekli karşılıklı iletişim - etkileşim” kavramıyla birebir örtüşmektedir. Başka bir deyişle, “sürekli karşılıklı iletişim - etkileşim” kavramı, yaratılan total mekanda oluşturulan “etkileşim arayüzleri” (koridorlar, köprüler) aracılığıyla, mimari anlamda hayata geçmektedir.

Müzik Bölümü, tüm derslikleri ve öğretim üyesi odaları doğu yönünde yer alan çam ormanına bakacak şekilde düzenlenmiştir. Böylece doğa ile birlikte “meditatif” mekanlar oluşturulması amaçlanmıştır. Batı yönüne bakan cephede ise, total mekanda yüzen bireysel çalışma odaları - küpleri bulunmaktadır. Bireysel çalışma odaları ve bunların bir araya getirilmesi ile oluşan kare prizmalar, aynı zamanda binaya batıdan gelen sert güneş ışıklarını keserek perde görevi de üstlenir. Söz konusu iki ayrı mekan grubu, üzeri tamamen şeffaf olan “sokaktan - koridordan” beslenir. Sokağın bitiminde ise, üst katta konser salonu, alt katta ise idari bölüm ve ıslak hacimler yer alır. Bu alanlar sokağın bitimindeki taş bahçeye ve açık tiyatroya bakarlar. Sokağın üzerini örten şeffaf örtü ise yapının öklidyen kurgusuyla kontrast oluşturarak iç mekanda yoğun ve dinamik bir ışık hareketi yaratır. Ayrıca yapıya, her mevsim Bursa Şehri'nin değişken manzarasını yaratan Uludağ yönünde bakıldığında, binanın dağ silüetiyle etkileşime girdiği açıkça görülür.

Müzik Okulu bir Devlet üniversitesi olan Uludağ üniversitesi'nin eğitim yapılarından biri olduğu için ve kısa zamanda kısıtlı bütçe ile inşaa edilmesi zorunluluğu sonucunda, tasarımı oluşturan gereklilikler yerine getirilirken “ekonomik olmak” malzeme seçiminde oldukça etkili olmuştur. Ancak tasarımın değişmez bir parçası olduğu düşünülen ekonomiklik; tasarımın omurgasını oluşturmuş ve onu tetikleyip zorlayan bir veri olarak projeye yaklaşımda bir çok farklı perspektif yaratmıştır.

Müzik Okulu bir Devlet üniversitesi olan Uludağ üniversitesi'nin eğitim yapılarından biri olduğu için ve kısa zamanda kısıtlı bütçe ile inşaa edilmesi zorunluluğu sonucunda, tasarımı oluşturan gereklilikler yerine getirilirken “ekonomik olmak” malzeme seçiminde oldukça etkili olmuştur. Ancak tasarımın değişmez bir parçası olduğu düşünülen ekonomiklik; tasarımın omurgasını oluşturmuş ve onu tetikleyip zorlayan bir veri olarak projeye yaklaşımda bir çok farklı perspektif yaratmıştır. Bu perspektifler bağlamında projeye bakıldığında, çoğu mimari yapılanma için negatif bir etken olduğu düşünülen ekonomik olma durumu, pozitif bir veri olarak kullanılmış ve “net” bir mimari duruş ortaya çıkarmıştır. örnek vermek gerekirse, kullanılan malzemeler mimari yaklaşımın da parçası olarak kaplanmamış, olduğu gibi “brüt” olarak gösterilmiştir. Bireysel çalışma alanlarının yüzeylerinde “mdf” levhalar kullanılmış ve bu levhalar “çıplak” olarak bırakılmıştır. Havalandırma kanalları gerek ses kontrolü, gerekse estetik açıdan mekanın boşluğundan geçirilmiş ve özellikle gösterilmiştir.

Sonuç olarak, 2007 Kasım ayında resmi açılışı gerçekleştirilen bina, yarattığı senaryoya paralel bir yaşantıya mekan olmayı başarmıştır. Tek amacın müzik eğitimi vermek olduğu bina, bugün, eğitim sürecinin “karşılıklı iletişim ve etkileşim” temelinde yapılması için gerekli kurguyu duruşuyla yaratmıştır.

Hakkındaki YazılarMüzik Okulu (Yapı, 08/2008)
Görüntüler