Projeler
ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPQRSŞTUÜVWXYZ
1920-291930-391940-491950-591960-691970-791980-891990-992000-092010-19
Arkiv > Projeler > Ulus Savoy Konutları Uygulanmış ProjePDF versiyonuFavorilerinize EkleyinRapor EtArkadaşına GönderSayfayı Yazdır
Son güncelleme tarihi : 27/01/2012 09:08
Ulus Savoy Konutları
Künye
Tasarım EkibiEmre Arolat
Ertuğrul Morçöl
Deniz Aslan
Natali Tombak
Gonca Paşolar
Kerem Piker
Deniz Kösemen
Zeki Samer
Serdar Sipahioğlu
Yardımcı MimarHale İkizler
Abdurrahman Çekim
Gülseren Gerede Tecim
Selahattin Tüysüz
Esin Erez
Damla Onur Özbey
Gözde Sazak
Eda Yazkurt
Cem Ataç
Elif Çelik
Sevince Bayrak
Zeynep Yapar
Miray Başaran
Senem Okşar
Mustafa Apan
Sami Metin Uludoğan
Kerem Tosun
Ceren Sipahioğlu
Miray Dalgıçer
Gönül Karahan
Deniz Erdem
Berke Debensason
Hasan Sıtkı Gümüşsoy
Aysun Devrekanlı
Mekanik ProjesiDetay Mühendislik
Elektrik ProjesiÇağ Yapı
Statik Projesiİsmet Babuş Mühendislik
Mimarlık Ofis(ler)iEmre Arolat Architects
İşverenÇarmıklı
Adres
Ulus
İstanbul
Proje Tarihi2005 - 2009
Yapım Tarihi2009 - 2012
Kapalı Alan83.500 m2
Proje TipiKonut Sitesi / Grubu
Yapım TürüBilinmiyor
MüteahhitBahadır İnşaat
Açıklama

İstanbul Ulus’ta bulunan, yaklaşık 70.000 m2 büyüklüğündeki arazi üzerinde konumlanacak olan ve aynı büyüklükte 26 adet kitleden oluşacak yerleşme hakkındaki iki önemli verinin ilki, kentin bu bölgelerinde geçerli olan yapılanma koşullarının anlamsız katılığı, ikincisi ise daha önce hazırlanmış, yasal olarak çetrefil onay işlemleri tamamlanmış ve bu bağlamda yatırımcı tarafından ana hatlarının korunması tercih edilen bir projenin varlığı olarak karşımıza çıktı. Mimari kararlarını neredeyse sadece yürürlükteki yapılanma koşullarına uyma endişesiyle biçimlendirilmiş olmasına karşın, mevcut projedeki blokların sayılarının, yerlerinin ve kotlarının yeni tasarımda aynen korunması bir zorunluluk olarak belirdi. Arazi eğimine paralel olarak yerleştirilecek 15 x 20 metre boyutlarındaki blok oturumları, zemin kat üzerindeki katlarda yapılacak çıkmalar ve dört yöne yüzde 33 eğimli çatılar gibi, inşa edilecek olan bloğun kitlesel yapısını oldukça katı bir biçimde tarif eden imar verileriyle birleşen bu zorunluluk, tasarımın yönünü belirleyen en önemli etken oldu. Aynı koşullarla daha önce inşa edilmiş olan pekçok kapalı sitenin, yan yana, üst üste ve buldukları her boşluğa sızarcasına çoğalarak bir yapılar seline dönüştürdüğü Ulus Vadisi’nin önemsenecek bir mimari karakteristiğinin varlığından söz etmenin anlamsızlığı da projenin zorlayıcı özelliklerinden bir diğeri olarak ortaya çıktı.

Tüm bu olumsuz etkenlere karşın, Savoy Projesi’nin üzerinde yer alacağı arazinin kent içindeki konumu, hareketli topografyası ve yatırımcının bu yerleşmenin mimari düzeyi konusundaki iddialı hali, yeteri kadar ilham ve cesaret verici etkenler olarak önem kazandılar.

Bu tür yatırımlar için yaşamsal önemi olmasına karşın mevcut projede çözümsüz görünen kapalı garaj konusu, tasarımın ana koşullayıcılarından birisi olarak öncelendi. Yeterli sayıda otomobilin park edebileceği büyüklükte ve her bloğun bodrum kat kotuna uygun olarak tasarlanan, üst örtüsü sorunsallaştırılarak bir negatif-pozitif ilişkisi içinde aynı zamanda “yeni bir topografya”nın altyapısını oluşturan kapalı garajlar katmanındaki her farklı seviye, rampalarla birbirine bağlanarak akışkanlaştırıldı. Örtüyü oluşturan bazı kabukların tamamen kaldırılması, kimi yerde ise iki kabuk arasında yapılan ince bir seviye farkıyla oluşan boşluklar ve yırtıklar, yeraltı katmanı ile dış alan arasındaki sınırı bulandırarak sürprizli açılımlar yarattı. Hem gün ışığının kabuk yapının içlerine kadar süzülmesine hem de sosyal amaçla kullanılan bölümlerin dış alanla bağlanmasına olanak sağlayan bu açılımların, geceleri de içten dışa doğru sızacak olan ışıkla peyzaj aydınlatması olarak kullanılmaları hedeflendi.

Dış peyzajının ana malzemesi olan kabukların, yer yer olanca sertlik ve keskinlikleriyle varolmalarının, çoğu kere, üzerlerine gelen bitkisel katmanla kısmen “örtük”, ancak yine de alanın her noktasında bir biçimde okunaklı kalmalarının, yerleşme için önemli bir karakteristik oluşturacağı öngörüldü. Bir süreklilikten çok, kırılarak parçalanma hissiyatı uyandıran bu dokunun, yapılar üzerinde ne şekilde kendisini sürdürebileceği ise bu aşamada önemli bir sorun olarak devreye girdi. Böylesine dışavurumcu bir hevesin, yapılanma koşullarının belirlediği kitlesel kararlarla oluşan konvansiyonel bloklarla yüzleşmesi, çarpışması ve onu kendi sınırları içine çekerek evirmesi, keyifli ve deneysel bir tasarım sürecini olanaklı kıldı. Dokunun fragmanter bir kimlikle de olsa, kapalı garaj-dış peyzaj-konut blok yüzeylerinin bütününde sürekliliğini kaybetmeden varolması, böylece oluşacak örüntünün, tüm alana yayılacak “mapping” etkisi ile topografya-yapı kopmalarını önleyici bir eşleştiriciye dönüşmesi hedeflendi.

Görüntüler