Projeler
ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPQRSŞTUÜVWXYZ
1920-291930-391940-491950-591960-691970-791980-891990-992000-092010-19
Arkiv > Projeler > Edirne Belediyesi Selimiye Camii ve Çevresi Ulusal Kentsel Tasarım Yarışma Projesi - 4. Mansiyon Yarışma ProjesiPDF versiyonuFavorilerinize EkleyinRapor EtArkadaşına GönderSayfayı Yazdır
Son güncelleme tarihi : 02/12/2010 18:32
Edirne Belediyesi Selimiye Camii ve Çevresi Ulusal Kentsel Tasarım Yarışma Projesi - 4. Mansiyon
Künye
Tasarım EkibiRahmi Uysalkan
Ömer Selçuk Baz
Abdurrahman Çekim
Sevilay Uğur
Emine Didem Durakbaşa
Okan Bal
Gülay Mizan Yamanlı
Sabiha Sezi Zaman
Senem Özet
Yardımcı MimarHanefi Sekmen
İşverenEdirne Belediyesi
Adres
Proje Tarihi2010 - 2010
Yapım TarihiSürüyor
Proje TipiKentsel Tasarım, Peyzaj
Yapım TürüBilinmiyor
Proje YöneticisiBilinmiyor Unknown
Açıklama
Giriş:
Edirne kenti tüm tarihi, turistik, ticari potansiyeli ve özgün dokusuyla kendine özgü bir kenttir. Bulgaristan ve Yunanistan geçiş yolu üzerinde olması, kentin mevcut potansiyelini daha da arttırmaktadır.

Edirne kentini diğer kentlere göre farklı ve çekici kılan şey, geçmişin çeşitli dönemlerinden değişik ölçeklerde yapısal örneklerin bir arada izlenebilmesine olanak sağlayan, çok katmanlı tarihi geçmişidir.

Bu tarihsel doku, günübirlik yolculuklarla bile geçmişin izlerini ziyaretçilerle paylaşmaya hazır görünmekte; çok büyük bir bölümü ise yorucu olmayacak yürüyüşlerle keşfedilmeye uygun bir dağılım göstermektedir.

Kenti araştırdıkça geçmişin farklı yaşanmışlıkları, bugüne ulaşabilmiş izleri, savaşlar, işgaller, güncele taşınan olaylar, her yaş ve eğitim grubundan ziyaretçiyi farklı bir açıdan kente çekmeyi başarır.

Kişilerin ilgi alanları ve duyarlılıklarına açık bir sahiplenme duygusuyla kenti izlemek, dinamiklerini hissetmek, anlamaya çalışmak ve bazı önerilerde bulunmak, bu proje kapsamında yapılmaya çalışılan işin basit bir özetidir.

Kentsel Tasarım:
Edirne kentine farklı noktalardan erişim olanağı vardır. Fakat motorlu taşıt trafiğinin en önemli bölümü, kentin merkezi sayılabilecek Selimiye Camii ve Eski Cami arasından geçmektedir. Bu durum, kentin tarihsel mirasının çok değerli bir bölümünü iki parçaya ayırmakta ve birbirinden koparmaktadır.

Bu nedenle önerilen projenin ilk radikal müdahalesi, bu yolun yeniden işlevlendirilmesiyle söz konusu kopukluğun giderilmesine dönük düzenlemelerdir.

Transit geçiş yapan trafik çevre yollarına kaydırılacak, yol kademelenmesi ve trafik yükü Selimiye'ye doğru yaklaşıldıkça azalacak ve hafif raylı sistem vb yeni toplu taşımacılık önerileriyle tarihi kent merkezi büyük ölçüde motorlu taşıt trafiğinden arındırılacaktır.

Bu durumun başarılması halinde, önemli tarihi, kültürel ve sanatsal eserlere uygulanagelen restorasyon kavramının böylesine büyük ve görkemli eserlerle donatılmış bir kentsel dokuya uygulanması mümkün olacaktır. Adına ‘Kentsel Restorasyon' dediğimiz bu uygulama, Edirne'nin yeniden dönüştürülmesinin ilk ve en kararlı adımı olmalıdır.

Bu kapsamda önerilen projede, tıpkı restorasyon çalışmalarında yapıldığı gibi, eserin bugünkü doku içinde izleri bulunabilen orijinal parçaları aynen korunacak, bakım ve onarımları yapılacaktır. Orijinal parçaları bulunamayan bölümlerde ise orijinal dokuyu taklit etmek yerine, onunla benzeşmeyen ve yarışmayan bir grid form üzerinde kentsel fonksiyonlar güncel gereksinimlere göre yeniden yerleştirilecektir.

Bu grid form için batıdaki tarihi Kaleiçi dokusundan esinlenilmiş, ve hemen doğusundaki radyal ışınlarla Selimiye ve yakın çevresine taşınarak yeni bir doku elde edilmiştir.

Yeni dokunun yapı adaları tanımlanırken, yakın geçmiş boyunca önemli bir değişime uğramamış olan yapı adaları esas alınmıştır. Proje alanındaki yapı adalarının neredeyse tamamında korunması gereken tescilli yapılar bulunmaktadır. Bu yapı adalarında sağlıksız dokunun temizlenmesiyle oluşacak boşluklara Selimiye'nin eksenleriyle tanımlı grid bir yerleşim şeması da eklenmiştir.

Eski doku ile yeni grid önerinin karışımı, proje alanında yeni bir form oluşturmaktadır. Bu form, ağırlıklı olarak mevcut yapı adaları arasındaki yollardan servis alınan, önerilen grid şema içerisinde oluşan kamusal ve yarı kamusal mekanlar ile de yoğun ziyaretçi taleplerine cevap verebilen bir yeni kentsel organizasyonu öngörmektedir.

Ancak bu form elde edilirken günümüzde "etkili" bir kentsel yenileme yaklaşımı olarak birçok yerde uygulanagelen "yoğunluk artışı" kavramına prim verilmemiştir. Aksine, önerilen proje ile mevcut doku içinde 0.38 olan TAKS değeri 0.34'e, 0.98 olan KAKS değeri ise 0.73'e indirilmiştir.

Çünkü mevcut yoğunluk bile Edirne'de yoğun trafik, hava ve gürültü kirliliği, kentsel organizasyon bozuklukları gibi önemli sorunlar ortaya çıkarmaktadır. Bu nedenle, hem Türkiye'de, hem de bütün dünyada benzersiz bir tarihsel dokuya ev sahipliği yapan bu alanda kentsel tasarımın birincil yaklaşımı koruma, trafik yükünü azaltma ve yeniden işlevlendirme olarak benimsenmiştir.

Selimiye ile taçlanmış bu muhteşem tarihsel sergi alanını ve yakın çevresini hem gece hem de gündüz yaşayan bir kentsel alan haline getirebilmek, kentsel tasarım anlayışımızın önemli unsurlarından biridir. Bu nedenle, proje alanında yalnızca kentsel merkez fonksiyonları değil, konut oluşumları da desteklenmiştir.

Korunan yapılarla birlikte proje alanında toplam 120.000 m2 olan yapı alanı, 90.000 m2'ye düşürülmüştür. Önerilen projede yer verilen yapısal fonksiyonlar ve dağılımı aşağıdaki tabloda gösterilmiştir:

Kullanım Türü Toplam İnşaat Alanı % Dağılımı
Anıtsal Dini Yapılar 17.000 18,89
Kültürel Tesisler 16.500 18,33
Turizm Tesisleri 9.000 10,00
Ticari Kullanımlar 16.000 17,78
Ofis Yapıları 2.500 2,78
Resmi Yapılar 4.500 5,00
Eğitim Tesisleri 1.000 1,11
Konut 23.500 26,11

Toplam 90.000 100,00

Mimari Yaklaşım:
Öneri proje kapsamında Türk-Osmanlı kenti mimarisinin temel prensipleri üzerine tekrar düşünülmüş, aslında biraz da yok olmaya yüz tutmuş bu yaklaşımın günümüz dünyasında nasıl yer bulabileceği konusunda fikirler üretilmeye çalışılmıştır.

Yarışma kapsamında tanımlanan çevre ve konu, tarihi kentlerimizin geçtiğimiz yüzyılda uğradığı tahribat ve bununla birlikte birçok nedenle geçmişimizle kuramadığımız bağ üzerine mimarlar olarak oturup düşünme vesilesi olarak algılanmıştır.

Yine yarışma çerçevesinde tanımlanmaya çalışılan sorunlar, neresinden bakılırsa bakılsın çetin yüzleşmeleri, çok katmanlı derin tarihi bir çevreye hassas yaklaşımı ve her şeyin ötesinde, Mimar Sinan'ın ‘Ustalık Eserim' diyerek tanımladığı bir cami ve çevresine bazı müdahaleleri gerektiriyor. Tüm ağırlığıyla bu tasarım konusu, mimarlar olarak her açıdan yeniden düşünüp tartmak zorunda olduğumuz süreçleri gerekli kılıyor.

Bu bağlamda tasarım yaklaşımı birçok mimari ögeyi, terminolojiyi yeniden betimleyip uyarlayıp dönüştürme süreçlerini içermektedir. Bunlar özetle Kentsel Restorasyon, Boşluk ve Algı, Kent Ölçeğinden Külliyeye Bakış, Restorasyon İlkeleri, Kentsel Dolgu, Yeniden İşlevlendirme, Türk Mimarisinde Avlu Dokusu ve Yorumları, Kent ve Tarih İçinde İz Sürme gibi başlıklar altında toplanabailir.

Yarışma alanı, üzerindeki tarihi yapılarla birlikte gerçek anlamda algılanabilir olmaktan uzaktır.

Önerimizin öncelikli hedeflerinden biri, Selimiye'nin ve diğer tarihi yapıların algılanabilirlik düzeyini arttırmak ve tarihi yapıların çevresindeki niteliksiz dokunun temizlenerek bu yapıların ortaya çıkarılması olacaktır. Bu çerçevede, Selimiye ve içinde bulunduğu yarı tanımlı alan, Eski Cami, Üç Şerefeli Cami, Ordu Evi gibi yapıların içinde yer alacağı bir boşluk üretilecektir.

Bu boşluk ya da düzlem tüm bu odakların izlenebileceği dev bir kentsel düzlem olarak düşünülmüştür. Tarihi referanslardan bakıldığında Külliye tipolojileri kent içinde gerekli açıklığı ve olanakları bulabildiğinde, bu algılanabilir boşluğu kendisi için üretebilmiştir. Fatih ve Süleymaniye külliyelerinde bu organizasyon oldukça okunaklıdır. Külliyeler bilindiği üzere merkezinde cami ve çeşitli yan işlevlerle, medrese ve resmi yapılarıyla zamanın kamusal organizmaları olarak görevlerini yerine getirmişlerdi.

Elbette günümüz dünyası işleyiş olarak artık bambaşka unsurlar da içermektedir. Ancak hala kamusal alan algısından ve benzer mimari prensiplerden söz etmek olanaklıdır.

Bu çerçevede Külliye düşüncesi, öneride bahsedilen tarihi dokuyu sarmalayan ve söz konusu alanı tanımlı bir boşluğun içine alabilecek bir düzlem ya da yüzey olarak üretilebilecektir.

Seçilen proje alanında tanımlı bir çevrenin oluşturulabilmesi için mevcut ada düzenine ve tescilli olmayan yapı stokunun bir bölümüne müdahale edilmiştir. Bu uygulama sonrasında Selimiye, Eski Cami ve söz konusu çevresel doku arasında tanımlı, algılanabilir bir boşluk üretilmiş olacaktır.

20. yüzyıl başından bu yana pek fazla değişmemiş tarihi dokunun mevcut ada lekeleri ve tescilli yapılar korunarak, söz konusu çevresel alan içindeki doku yeniden ele alınmıştır.

Bu işlem kentsel restorasyon olarak adlandırdığımız çalışmanın devamı niteliğindedir. Söz konusu restorasyon kapsamında bir mozaik restorasyonunun ilkeleri baz alınmıştır. Bilindiği gibi bir mozaik buluntusu restore edilirken bulunabilen orijinal parçalar doğru konumlarına yerleştirilir ve bulunamayan boşluk anonim bir dokuyla doldurulur.

Bu noktada, restorasyon çalışmasında bulunamayan/bilinemeyen bölümün tamamlanıp bitirilmesi yolu izlenmez. Çünkü böyle bir tutum, tarihsel açıdan izleyiciye yanlış bilgi sunma riski taşıyacaktır.

Projemizde buna benzer bir tavır çevre yapı adalarında görülebilir. Organik tarihi dokuyu oluşturan ada çizgileri ve bu adalar içinde parsel alanlarıyla birlikte aynen korunması gereken tescilli yapılar, projemizde de korunarak öne çıkarılan unsurlardır. Artakalan boşluklar ise bir kentsel yenileme ve yeniden işlevlendirmeye konu olacak alanlardır. Bu alanlarda anonim bir dokuyla dolgu yapılması söz konusudur. Bu süreci Kentsel Dolgu olarak adlandırıyoruz.

Bahsi geçen Kentsel Dolgu karakteri referansını Türk-Osmanlı-İslam mimarisinin farklı coğrafyalarda farklı ölçeklerde yüzyıllardır kullandığı en basit anlamdaki avlu tipolojisinden alır. Avlu tipolojisi konut, medrese, cami, külliye gibi birçok işlev için farklı iklim koşullarında kullanılmıştır. Sebebi kimi zaman ölçeğe getirme, kimi zaman iklim, mahremiyet ya da tümü olabilir. Ancak günümüz Türk mimarisi eskisinden daha çok kullanım potansiyeli olan bu zengin tipolojiyi unutmuş görünmektedir.

Projemizdeki kentsel dolgu alanlarında mimari zenginliğinden ötürü bu anonim karakter kullanılmış ve Avlu Tipolojisi'nin varyasyonları kullanılmıştır.

Kentsel ölçekte bahsedilen külliye kurgusuyla birlikte, külliyelerin organik olarak tanımlayabileceğimiz Osmanlı kentine adapte oluş şekilleri de incelemeye değerdir. Külliye iç organizasyonu kıble yönelimlidir. Ancak bu kompleks, ilginç bir şekilde geometrisini kente dikte etmek yerine duvarlarıyla kente uyan, iç kurgusuyla kıbleye yönelen bir tipoloji geliştirmiştir. Bu bağlamda aslında külliye biçimsel olarak kendini hep dikdörtgene tamamlamaya çalışır, ancak bu biçimlenme isteği şehir dokusuna uyumla sonuçlanır.

Bu adaptasyon şekli, ada içindeki kentsel dolgunun, avlu tipolojisiyle kurgulanması sırasında da izlenmiştir. Avlu yönelimi Selimiye'nin ortagonalidir. Oysa tarihi süreçte oluşmuş ada deseni organiktir. Bu dolgu işlemi sırasında külliyenin kent içinde şekillenmesi prensibi esas alınmıştır.

Forma ilişkin geleneksel veriler, günümüz gereksinmelerini de göz önünde bulunduran bir yapısal işlevlendirme süreciyle genel tasarım yaklaşımını tanımlamaktadır.

Peyzaj Yaklaşımı:
Selimiye Camii ve çevresi, tarih ve kültürel potansiyelinin korunması, gelecek kuşaklara aktarılabilmesi ve sürdürülebilir bir peyzaj tasarımı elde edilebilmesi için kentsel ölçekte bir peyzaj yaklaşımı ile ele alınmıştır. Kentsel ölçekte ele alınan peyzaj planlama kararları, şüphesiz çok güçlü bir transit ulaşım ağı ve merkeze doğru tamamen yaya ulaşımına dönüşen kademeli bir ulaşım sistemi ile desteklenmektedir.

En dış zonu çevreleyen transit ulaşım ağı ile Tunca Nehri arasında kalan alan tamamen kentsel bir park ve rekreasyon alanı olarak düzenlenmiştir. Bu kentsel park alanı, yürüyüş ve bisiklet yolları, koşu parkurları, oturma ve dinlenme alanları, kafe alanları, festival alanı ve çocuk oyun alanları gibi fonksiyonları içermekte ve tarihi çekirdeği kuşatmaktadır.

Ayrıca mevcut demiryolu hattı ile Tunca Nehri arasında kalan sanayi alanı, kültürel tesis alanına dönüştürülerek rekreasyon alanı ile bütünleştirilmiştir.

Tunca Nehri kıyısı yakın zamana kadar meydana gelen sel baskınlarından olumsuz bir şekilde etkilenmiştir. Türk mimarlık tarihinin en önemli eserlerinden birine sahip olan Edirne ve UNESCO dünya mirası listesine aday olan Selimiye Camii ve çevresinin sel baskınlarının olumsuz etkilerinden korunması için nehir kıyılarının rehabilitasyonu öngörülmektedir.

Nehir kıyısındaki rekreasyon alanı ile tarihi doku arasındaki araç trafiği, kademe kademe filtre edilerek tarihi dokunun oluşturduğu en iç zonda servis yolları ile beslenen tamamen yayalaştırılmış bir alan düşünülmektedir.

Selimiye Camii'ni çevreleyen tarihi meydanda döşeme içinde oluşturulan ve lineer bir şekilde tasarlanan boşluklarda yer yer su öğeleri ve bitkiler kullanılarak kentsel rekreasyon alanı ile tarihi kent dokusu arasında kademeli bir peyzaj yaklaşımı benimsenmiştir. Ayrıca oluşturulan bu lineer boşluklar Selimiye Camii´ne doğru yönlendirme yapmaktadır.

Tarihi meydanda Selimiye çevresinde bulunan arkeolojik kalıntıların sergileneceği açık hava müzeleri oluşturulmaktadır.

Tarihi haritada izi bulunan Balkapan Hanı'nın bulunduğu yerde bir havuz tasarlanmıştır.

Bitkisel Tasarım İlkeleri:
Proje alanı içinde sürdürülebilir bir peyzaj yaklaşımının sağlanması ve bölge iklim şartlarına uygun olması nedeniyle daha çok Edirne ve Trakya Bölgesi doğal bitki türlerinin kullanılması öngörülmektedir.

Gerek kentsel rekreasyon alanı gerekse tarihi kent dokusu içinde Acer negundo, Acer pseudoplatanus, Liquidamber styraciflua ,Carpinus betulus gibi geniş yapraklı ve gölge yapan ağaçlara yer verilmiştir. Her dem yeşil ve yaprak döken bitkilerin dengeli dağılımının sağlanması için Picea abies, Pinus nigra, Pinus sylvestris, Cedrus atlantica gibi Edirne bölgesinin doğal ibreli türlerine yer verilmiştir.

Tarihi meydanda ve kent halkının doğa ile bütünleşmesini sağlayan rekreasyon alanında mevsimsel geçişlerin hissedilmesi için renk değiştiren ağaç ve çalı gruplarının büyük lekeler halinde kullanılması planlanmıştır. Farklı fonksiyon alanlarının tanımlanabilmesi için de çalı formu bitkilerin ve ağaçların gruplar halinde kullanımı öngörülmektedir.

Edirne´nin tarihsel geçmişinde gül bahçeleriyle ünlü olması nedeniyle tarihi meydanda çiçekli bitki grubu olarak gül kullanımına ve Trakya Bölgesi'nde yetişen nergis, lale gibi soğanlı bitki türlerine yer verilmiştir.
YarışmaEdirne Belediyesi Selimiye Camii ve Çevresi Ulusal Kentsel Tasarım Proje Yarışması
Görüntüler